Jun
01

Yıldönümü, Jacques Attali

posted by admin in Uncategorized Comments Off

Jacques Attali (1 Kasım 1943 ‘de Cezayir) ‘de doğmuş bir Fransız ekonomist, yazar et siyasetçi dir. François Mitterrand ‘ın danışmanlığını yapmış, bu dönemden sonra ön plana çıkmıştır.

Hayatı

Babası Simon Attali, Cezayir’in Fransız sömürgesi olduğu dönemde kendi kendini yetiştirmiş (otodidakt) ve parfümeri sektöründe başarılı olmuş Musevi asıllı bir müteşebbisti. 1957′de, Cezayir’in bağımsızlığına kavuşmasından birkaç yıl önce işini ve ailesini Paris ‘e taşımıştı.

Jacques Attali ve ikiz kardeşi (sonradan Air France YKB’ı olacak) Bernard Attali lise çağında, gelecekte Fransız siyaset dünyasında önemli yer edinecek Jean-Louis Bianco ve Laurent Fabius ile arkadaşlık kurmuşlardı. Attali, öğrenim hayatını hiç kesmeyerek, ardarda, École Polytechnique ‘den (1963 mezuniyet yılı birinciliğiyle) Ekonomi Doktoru unvanını almış École des Mines (Madencilik Okulu), Sciences-Po (Siyasal Bilimler) ENA (Fransız Mülkiye’si) gibi eğitim kurumlarından payeleri sıralamıştır. François Mitterrand ile ilk olarak 1968′de taşrada bir yöneticilik stajı esnasında tanışmıştır.

Siyasi hayatı

27 yaşında Conseil d’État (Fransız Devlet Konseyi)’ne girmiştir. 1972 ‘de ekonomi konulu ilk iki kitabını yayınlamıştır: Analyse économique de la vie politique ve Modèles politiques, ve bu çalışmalarıyla Académie des Sciences (Fransız Bilimler Akademisi) ödülünü almıştır.

Prof. Jacques Attali, Paris IX Üniversitesi (Dauphine Üniversitesi olarak da adlandırılır) bünyesindeki öğretim görevlisi kariyeri esnasında etrafında çok değişik ufuklardan seçkin bir çevre toplayabilme kabiliyeti ile dikkati çekmiştir.

1973 ‘de François Mitterrand ile temas tekrar kurmuş, 1981 ‘de Mitterrand’ın Fransa Cumhurbaşkanı seçilmesiyle Élysée Sarayı ‘nda Mitterrand’ın makamının hemen yanında bürosu olan bir « özel danışman » sıfatını edinmiştir. Mitterrand için her akşam ekonomi, kültür, siyaset, okuduğu kitapların özeti gibi çok çeşitli konuları bir araya getiren notlar hazırlamaya başlamıştır. G7 zirvelerinin Fransa açısından organizasyonu, Fransız Devrimi nin 200. yıldönümü kutlamalarının organizasyonu onun sorumluluğu altında gerçekleşmiştir. 1984′de ekibi ile birlikte, yeni teknolojileri geliştirme amaçlı Avrupa Bilimsel Araştırmalar Programı Eureka yı yürürlüğe koymuştur. Mitterrand’ın cumhurbaşkanlığının ikinci yedi yılında özel danışmanlıktan Avrupa Kalkınma Bankası kurucu başkanlığına atanmıştır. 1991-1993 arasındaki başkanlık döneminde Berlin Duvarı ‘nın yıkılmasıyla çehresi değişen Avrupa’nın yeniden inşasına zemin oluşturacak bir finans kurumu ortaya çıkmış, ancak merkez binası için aşırı lüks içeren masraflar yapılması gibi bazı kararları tartışmalara neden olmuştur. Jacques Attali 1993′den yazı hayatına ağırlık vermiş, yeni teknolojiler konusunda uzmanlaşmış bir danışmanlık şirketi kurmuş 1998′de mikrofinansman kavramının geliştirilmesi yoluyla yoksullukla mücadele etmeyi hedefleyen ve kar amacı gütmeyen bir kuruluş olan PlaNet Finance ‘ı kurmuştur.

Kitapları

Jacques Attali’nin 1973 ‘den bugüne kadar yazdığı 30′u aşkın kitap çok çeşitli konulara ve disiplinlere uzanmaktadır: tarih, denemeler, anı, romanlar, hatta tiyatro oyunları ve çocuklar için hikayeler. Her yıl bir kitabı çıkmaktadır. L’Express dergisinde de düzenli yazıları yayınlanmaktadır. Başka kaynaklaredan alıntılarını bazen kayda geçirmemesi (ve kendi fikirleri veya bilgileriymiş gibi sunması) bazen eleştirilere sebebiyet verse de, zekası, geniş ilgi ve kültür alanı, çokyönlülüğü, orijinal bakış açısı yeteneği ve girişkenliği geniş bir kitlenin takdirini kazanmıştır.

Biyografiler:

  • Karl Marx, ou l’esprit du monde
  • Blaise Pascal, ou la genie française
  • Sigmund Warburg, un homme d’influence

Denemeler:

  • La voie humaine
  • L’homme nomade
  • Les Juifs, le monde et l’argent
  • Fraternıtes
  • Verbatim I - II - III
  • Economies de l’apocalypse
  • 1492
  • Lignes d’horizons
  • Au propre et au figure
  • La figure de Fraser
  • L’histoire du temps
  • Les trois mondes
  • L’ordre cannibale
  • La nouvelle economie française
  • La parole et l’outil
  • Bruits
  • L’anti-economique
  • Modeles politiques
  • Analyse economique de la vie politique
  • Dictionnaire du 21eme siecle
  • Memoires des sabliers
  • Europe (s)
  • Chemin de sagesse, traite de labyrinthe

Romanlar:

  • La confrerie des eveilles
  • Nouv’Elles
  • La femme du menteur
  • La vie eternelle
  • Le premier jour apres moi
  • Au-dela de nulle part
  • Manuel, l’enfant reve
  • Il viendra

Tiyatro oyunları

  • Les portes du ciel

Anılar

  • C’etait François Mitterrand (Kasım 2005)
Jun
01
Brighton
Genel Bilgiler
Nüfus 247,819 Brighton&Hove
Bölge Güney doğu İngiltere
Resmi bölge ismi Sussex
Posta ismi
Brighton
Posta Bölgesi BN1,BN2
Telefon Kodu 01273
Polis Sussex Polis

Brighton & Hove, İngiltere’nin güney Sussex bölümünün en ünlü deniz kenarı tatil kentidir. Brighton’da çok sayıda dil okulu bulunmaktadır.

Jun
01

Yıldönümü, Hiroşima

posted by admin in Uncategorized Comments Off

Hiroşima (広島市; -shi) batı Japonya’nın Çugoku bölgesinde bulunan şehir. Dünya tarihine nükleer saldırıya maruz kalan ilk şehir olarak geçmiştir.

Japonya’nın Pearl Harbor’u bombaladığı 1945’den beri ABD ve müttefikleri savaştaydı. 26 Temmuz 1945 günü, ABD Başkanı Truman, Japonya’nın koşulsuz teslim olmasını isteyen Potsdam Deklarasyonu’nu yayınladı. Hiroşima’ya atom bombası atılmadan iki hafta önce, New Mexico Alamogordo’da ABD, atom bombasının ilk denemesini yapmıştı. Japonya ültimatomu reddedince, Truman nükleer saldırı emrini verdi. 6 Ağustos 1945′te yerel saatle 08:15′de Amerika Birleşik Devletleri’ne ait Enola Gay adlı bir B-29 bombardıman uçağından bırakılan little boy (küçük çocuk) isimli atom bombası, ilk anda 140 bin kişinin ölümüne yol açmıştı. Sonrasında hastalıklar sebebiyle ölenlerle birlikte bu sayı 230 bini geçti. Bazı bilimadamları ve çevrelere göre büyük katliama yol açan bu bombanın etkileri halen sürmektedir.

Bugün bile Hiroşima’da yaşanan bu yıkım ve katliam her yıl 6 Ağustos’da tüm dünyada ve Hiroşima’da yer alan Hiroshima Barış Anıt Parkı’nda milyarlarca kişi tarafından anılmaktadır.

6 Ağustos 2005 yılında Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Muhammed El Baradey, Japonya’nın Hiroşima ve Nagasaki kentlerine 60 yıl önce atılan atom bombasının yaptığı yıkımın, insan hayatı için nükleer silahların ortadan kaldırılması gerektiğini gösterdiğini söyledi.

El Baradey, Avusturya’nın başkenti Viyana’da, Hiroşima ve Nagasaki’ye atom bombası atılmasının 60’ıncı yıldönümü için düzenlenen anma töreninde yaptığı konuşmada, “zamanın, dünyanın nükleer silahların ne kadar yıkıcı olduğunu unutmasına izin vermemesi gerektiğini” ifade etti.

Hiroşima ve Nagasaki’ye atılan atom bombasının, bu tür silahların yayılmasının ve kullanılmasının neden önüne geçilmesi gerektiğini daima hatırlatması gerektiğini belirten Baradey, nükleer silahsızlanmanın, dünya ve insan ömrü için çok önemli olduğunu kaydetti.

Jun
01

Tonight, Prison Break dizisinin yirminci bölümüdür. Bölümün senaryosunu Zack Estrin, yönetmenliğini ise Bobby Roth üstlenmiştir. Bölüm ilk kez 1 Mayıs, 2005 tarihinde Amerika’da gösterilmiştir. Türkiye’de 31 Ağustos, 2006 tarihinde CNBC-e kanalında ilk olarak gösterilmiştir.

Bölüm Özeti

Bellick açılan deliği bulmuştur. Durumu diğerlerinede bildirmek için kafasını kaldırdığından biri onun kafasına kürekle vurur. Saldıran kişi Westmoreland ‘dır. Ani saldırıdan sonra Bellick kendini toparlar ve Westmoreland ile boğuşmaya başlar, tam ona vuracağı sırada Westmoreland metal bir termosla kafasına vurur. Boğuşma sırasında kırılan kahve kabından bir cam parçası Westmoreland’ın yaralanmasına neden olur. Westmoreland camı dışarı çıkartır ve hala yerde yatan Bellick’e bakar.

Avluda kaçışın bir kaç güne sonra gerçekleşeceği konuşulmaktaydı. T-Bag köpeklerin kokularını almaması için bir şeyler yapmaları gerektiğini söyler. Kaçıştan önce kokularını muhakkak değiştirmeleri gerekmektedir. Michael hücrelarinin kokularını değiştirmeyi kabul eder. T-bag sirenler çaldığında ya kokunuzdan kutulacaksınız ya da kokularını değiştirmalerini söyler. Plan yaparlarken Westmoreland kaçış odasından yaralı bir şekilde yanlarını gelir ve burdan hemen şimdi gitmeleri gerektiğini söyler.

Avluda kaçacak olanlar Westmoreland’a sorular sormaktadır. Westmoreland Bellick’i bağlayıp deliğin içine attığnı ve elinden geldiğince deliği sakladığını söyler. C-Note kısabir süre sonra diğer gardiyanların Bellick’in yokluğunu fark edeceklerini söyler. Abruzzi, Bellick bulunana kadar burayı kapatacaklarını ön görür. Michael kaçışın bu gece gerçekleşeceğini söyler. Abruzzi uçağı ayarlayacak, C-Note ise mutfaktan oksijenli su bulacaktır. Kaçış saat 7′de başlayacak, sayıma kadar hepsi tek tek Michael’ın hücresinden geçecek.

Dışarıda Veronica Montana’daki malikane hakkında telefonda bilgi almaktadır. O bu yerin Steadman’nın mirasından kalan parayla lındığını öğrenir. Veronica Nick’e Montana’ya gitmek için çantasını hazırlamasını söyler, onlar bu yeri dışarıdan kontrol edebilecek.

Aşağıda delikte Bellick bağlı bir vaziyetteyken uyanır ve bulunduğu durumun farkına varır ve buna çok sinirlenir. Michael yemekhanede iki gardiyanın Bellick hakkında konuştuklarını duyar bu sırada T-Bag masalardan “Brüksel lahanası” toplamaktadır.

Michael, Sara’yı günlük kontrol için revirde beklemektedir, son bölümdeki kedi fare oyunundan sonra aralarında bir soğukluk oluşmuştur, Michael onunla konuşmayı dener. Sara anahtarları neden aldığını sorar, Michael’da ona durumu anlatmaya başlar. Ona Ağabeyini buradan çıkaracağını söyler, Sara’da ona daha fazla bir şey söylememesin bunları rapor etmesi gerktiğini söyler. Michael Sara’dan bir iyilik yapmasını ister o buna karşı gelri. Michael ise onun sadece bir hata yapıp kapıyı kilitlemeyi unutmasını söyler.Sara buna inanmaz hiçbir şey söylemeden sinirli bir halde odadan ayrılır.

Abruzzi adamlarından birini arar ve kaçışın bu gece olacağını söyler. Adam uçağın sadece üç kişilik olduğunu daha büyük bir uçak getirebileceğini söyler. Abzruzi’de uçağa binmek için herkesin bileti olmadığını ve sağ kalan üç kişinin bineceğini söyler.

Hapishane iş kollarının işi bittikten sonra soyunma odasında Michael herkesi iş kıyafetlerini normal hapishane kıyafetlerinin içine giymesini söyler. C-Note Tweener’ı işaret ederek susmasını söyler. Michael baklayı ağzından çıkartır ve Tweener’ında onlarla beraber geleceğini söyler. Hepsi buna karşı gelir fakat Michael kararlıdır. Hücrelerine giderken gardiyanlardan biri onları durdurur ve yerde gördüğü kanın kime ait olduğunu sorar. Aslında kan Westmoreland’dan gelmekteydi fakat o bunu henüz bilmiyordu, Michael cebindeki bıçakla parmağını keser ve kanın kendisine ait olduğunu söyler. Michael Westmoreland’a iyi olup olmadığını sorar Westmoreland’da ona bu gece buradan çıkacak kadar iyi olduğunu söyler.

Pope’un ofisinde, müdür bu geceki yıldönümü için çok heyecenalıydı. Michael Tac Mahal maketinin sonlandırıyordu, Pope her şey için ona teşekkür etti ve eğer yapabileceği bir şey olursa ondan istemesini söyledi.

Michael Lincoln’nün hücresine gider, Lincoln ona ailesi ile ilgili bilmediklerini anlatmaktadır, Michael hücrenin duvarlarını kontrol etmektedir. O, Lincoln’e bu gece gitmeleri gerektiğini söyler, Lincoln’de ona zincirlerini ve hücreyi gösterir. Lincoln Michael’a onsuz gitmelerini söylerken elektrikli sandalye gözünün önüne gelir.

Şikago’da bir barda Sara içkisini içeceği sırada TV haberlerinde babasının babasının Başkan Yardımcısı adaylarından biri olduğunu öğrenir. Bunun içinde bir komplo olabileceğini düşünür,Dr. Tancredi içkisine dokunmadan bardan ayrılır.

T-Bag brüksel lahanalarını yatağının içine yaymaktadır. Abruzzi hücre arkadaşının şaşkın bakışları altında yatağına at pisliği serper. Westmoreland hücresinin duvarıan bir eşyler sürmektedir ve Tweener ise hala hiçbir şey yapmıyordur. Tweener’ın hücresi açılır ve içeri gardiyan girer, gardiyan onun hücre arkadaşının bu gece hücreye geleceğini söyler. Gardiyan Tweener’a bu sabah Bellick’i gördünmü diye sorar. O sırada Michael’i hücresinde görür ve Bellick’i gördüğünü inkar eder. Bellick’i bir önceki gün gördüğünü ve içerdeyken günleri karıştırdığını söyler.

Michael’ın hücresinde. Sucre C-Note’dan aldığı oksijenli suyu tuvalete dökmektedir çünkü hapishane iş kollarında giydikleri kıyafetler mavidir, onlar psikiyatri koğuşuna girecekleri için kıyafetleri beyazlatmaları gerekmektedir.

İki gardiyan Pope’a Tac Mahal maketini taşımak için yardıma gelirler. Maketi kadırırken bir parçası kırılır. Pope bir an panikler ve Michael’ın hemen odasına getirilmesini söyler.

Kıyafetleri beyazlattıktan sonra Michael, Sucre’ye kıyafetleri kurutmasını söyler. Bu sırada gardiyan Michael’i götürmeye gelir. Kaçacak olanların hepsi Michael’ın nereye gittiğini merak etmektedir.

Bellick bağlardan kurtulmak için hala çaba göstermektedir, duvarda bir metal parçası olduğunu fark eder. Bu sırada gardiyanlar Bellick’in yokluğunu müdüre haber vermeyi kararlaştırırlar.

Sara babasını bir restorantta bulur, ve ona verdiği Lincol’nün dosyasına bakım bakmadığını sorar. O cevap vermeyi reddeder, Sara sorusunda ısrar edince O’da buna gerek olmadığını söyler. Sara bu durama çok kırılır ve sinirlenip babasına, başkan yardımcılığı sözünü Lincoln’nün ölüm kararını imzaladıktan sonra mı yoksa önce mi aldığını sorar. Vali kendini savunmaya başalr ve “bağımlı ve hırsız” birisiyle bu durmu tartışmayacağını söyler.

Veronica Montana’ya uçmak için havalanına gitmeye hazırdır. Nick ona silahını doğrultur. Veronica çok şaşırır ve onu arkadaşı ve meşlektaşı olduğunu sandığını söyler, onun iplerinin kimin elinde olduğnu sorar. Veronica Nick’e gözlerine bakmasını ve korkak olduğunu söyler.

Pope Bellick’in ortadan kayboluşu ile ilgili bilgi almak için Bellick’in annesiyle telefonda görüşür.
Sonra ondan Bellick’in bu sabah Fox River’dan telefon ettiğini öğrenir ve Bellick’in arabasına bakmak için park yerine birilerini gönderir. Michael Pope içeri çağırana kadar ofisin dışında beklemektedir.

Pope Tac mahal modeline en olduğunu Michael’a gösterirken Michael cebinden maketin bir parçasını çıakrtır. Pope bunu neden aldığını sorduğunda Michael buraya tekrar gelmesi gerektiğini söyler ve cebinden çıkarttığı bıçakla Pope’u tehdit eder. Ona bu gece kaçacağını ve kardeşinide beraberinde götüreceğini söyler.

May
30

Zübeyir Kındıra, Gazeteci, Yazar (d. Gaziantep 1946)

İlk ve orta okulu Gaziantep’te bitirdi. Ankara Polis Koleji’nden mezun oldu. Kolejden sonra devam ettiği Polis Akademisinden aldığı disiplin cezaları nedeniyle sicilinin bozulması sonucu atıldı.

Akademi sonrası girdiği Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümünden mezun oldu.

Günaydın gazetesinin Ankara bürosunda muhabirlik yaptı. Parlemento muhabirliği yaptı.

1992 yılında Çakıltaşı Söyleşileri isimli bir şiir kitabı yayınlandı.

Polis Akademisi yıllarında tanık olduğu ve başından geçen olayları anlattığı 2001 basımı Fethullah’ın Copları isimli kitabı ISBN 9756709146) çıkardı. Kitap, Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün Fethullah Gülen Örgütü hakkında başlattığı emniyet içinde ve devlet kurumlarında yapılanmasıyla ilgili soruşturmada kullanıldı. Ergün Poyraz, Necip Hablemitoğlu gibi yazarlar Polis Akademisindeki anılarını yazdığı kitabına kendi kitaplarında alıntılar ve atıflar yapmışlardır. Kitabında öğrencilerin gizlice Nurcu tarikatına bağlı yurt-evlere götürüldüğünden, burada öğrencilere dini eğitim verildiğinden, çocukların cin ve peri gibi doğaüstü güçlerle korkutularak, sınav kazandıran dualar vaad edilerek, kendi taraflarına çekilmeye çalışıldığından bahsetmiş, akademide ve kolejde kendi taraflarına çekilmiş öğrencilerin daha sonra emniyet içinde atama şube, polis koleji, Polis akademisi ve İstihbarat Dairesi gibi kritik noktalara getirilerek tarikat yararı için kullanıldığını yazmıştır.

Halen Yenigün gazetesinde yazmaktadır.

May
30

Yıldönümü, Noel

posted by admin in Uncategorized Comments Off

Noel (Noel Günü veya Noel Bayramı), Hristiyanlar tarafından mesih olarak kabul edilen İsa’nın (Nasıra’lı İsa olarak da bilinir) doğum gününün geleneksel olarak kutlandığı yıllık tatil. Noel’de, İsa’nın doğum günü kutlamasıyla birlikte çeşitli âdetlerler de yerine getirilir. Antik çağlardan beri kutlanagelen Pagan ve Roma kış festivalleri olan Yule ve Saturnalia’daki uygulamalar Noel’in kökenini teşkil etmektedir.

Günümüzün Noel kutlamalarında genellikle, İsa’nın doğumunun canlandırıldığı oyunlar sahnelenir, Noel ağaçları süslenir, ışıklı ev, bahçe, cadde süslemeleri yapılır, hediyeler alınır, tebrik kartları verilir ve Noel arifesinde Noel Baba’nın gelişi simgesel olarak canlandırılır. Yaygın Noel temaları, iyi niyet, sevecenlik ve ailenin birlikte zaman geçirmesi olarak sıralanabilir.

Noel, her yıl Hristiyanlarca 25 Aralık’ta kutlanır. Kutlamalar 24 Aralık’ta Noel arifesiyle başlamış olur, ve bazı ülkelerde, 26 Aralık akşamına kadar devam eder. Hristiyanların çoğunlukta olduğu ülkelerde Noel tatili yeni yıl tatiliyle birleştirilir. Bazı Doğu Ortodoks Kiliseleri, Jül Sezar takviminde 25 Aralık’a denk gelen 6 Ocak’ı Noel olarak kutlarlar. İsa’nın gerçek doğum günüyle ilgili çeşitli rivayetler olsa da geleneksel olarak 25 Aralık Noel olarak kutlanır.

Noel, Hristiyanlık ve batı kültürünün dünyada yaygın olmasından dolayı dünya kültürünü oldukça etkilemiştir. Noel kutlamaları kış mevsimi kutlamaları arasında en ünlü kutlamalardandır. Çeşitli yerel ve bölgesel Noel gelenekleri hala devam etse de; film endüstrisi, popüler edebiyat, medya ve televizyon aracılığı sayesinde Amerikan ve İngiliz motifleri dünyada en yaygın olarak kulanılan Noel motifleridir.

Etimoloji

Noel kelimesi, köken olarak Galya dilinde (Keltçe) yeni anlamına gelen “noio” ile güneş manasına gelen “hel”in birleşmesiyle oluşmuştur ve “yeni güneş” anlamına gelmektedir. Noel kelimesi o devrin putperest toplumunda yeni yılın başlangıcında yapılan şenliklere ad olmuştur. Ayrıca Roma İmparatorluğu döneminde halk mutlu bir olayı karşılamak ve kutlamak için, duygularını “noel, noel” diye bağırarak dile getirirdi.

Noel kelimesinin kökeni ile ilgili bir diğer açıklama ise Fransızca “haber” anlamındaki “nouvelle” kelimesinden geldiğidir. Noel ayrıca Almanca’da “kutsal gece” anlamındadır.

Bir diğer iddiaya göre ise Noel kelimesinin kökeni Latince natalis (doğum) kelimesidir Oxford İngilizce Sözlük, Noel.

Günümüzde başta İngilizce konuşan coğrafya olmak üzere bazı batılı ülkelerde Noel anlamında kullanılan Christmas ve benzeri diğer kelimeler ise Yunanca Khristos (Mesih) ve Latince miss (yollanmış, gönderilmiş) kelimelerinin birleşmesinden oluşmuştur. “Yollanmış, gönderilmiş” kelimelerinin, İsa’nın Son Akşam Yemeği’ndeki son sözlerini sembolize ediyor olabileceği düşünülmektedir. Oxford İngilizce Sözlük: Christmas, Christ, Mass

İsa’nın Doğumu

İsa’nın doğumunun gerçek tarihinin kesin olarak bilinmediği konusunda bir çok kaynak fikir birliğindedir.

İsa’ın doğumu yalnızca Luka ve Matta İncil’lerinde söz konusu edilmekte, ancak her ikisinde de farklı anlatılmaktadır. Bu kitaplara göre İsa kış mevsiminde doğmamıştır. Luka İncili’ne göre İsa’nın doğduğu zaman çobanlar çayırlarda sürülerini otlatmakta idiler (Luka, 2:8). Eski Ahit, kış mevsiminin, çobanların açık havada barınamayacak kadar yağışlı olduğunu söylemektedir. (Ezra, 10:9, 13).

Bazı kaynaklarda Vaftizci Yahya’nın Yahudi Fısıh (mayasız ekmek) bayramında yani 15 Nisan’da doğduğu ve Vaftizci Yahya’dan altı ay sonra doğan İsa’nın Ekim ayı içinde doğmuş olabileceği belirtilmektedir.

Büyük Konstantin’in M.S. 313 yılında Hristiyanlığı kabul etmesinden önce putperest olan Roma İmparatorluğu’nda, 25 Aralık güneş tanrısının doğum günü olarak kabul ediliyordu. Bazı kaynaklar İsa’nın doğum günü olarak 25 Aralık’ın seçilmesinin, 3. yüzyıl başlarında İsa’nın ölüm tarihinin 25 Mart olarak tahmin edilmesiyle bağlantılı olduğunu rivayet etmektedirler.

İsa’nın doğum yılı ile ilgili tarihilerde de çelişkiler vardır. Luka İncil’inden anlaşıldığına göre, İsa Kral Hirodes Arhelas zamanında doğmuştur. Ancak Kral Hirodes Arhelas’ın yaşadığı tarih de kesin değildir. Kendisine İsa’yı öldürme gayesiyle yeni doğan çocukları katletme fiili atfedilen bu kralın, M.Ö. 4 ila M.S. 6. yüzyılları arasında bir tarihte yaşadığı sanılmaktadır. Bu duruma göre İsa’nın doğumu bu yıllar arasında herhangi bir tarih olabilir.

Hristiyan bayramı olarak Noel

Hristiyanlar için İsa Tanrı’nın Oğlu ve bizzat Tanrı’nın kendisidir. Baba (Tanrı) ile insanlar arasında aracı, Beklenen Mesih, Kurtarıcı, Rab, Tanrı ile aynı “öz” den olan, Güçlü Tanrı, tek insan, Dünya’nın tek Kralı, Kutsal Üçlü Birlikteki kişilerden “Oğul”dur. Hristiyan kaynakları onu “İsa Mesih” olarak anarlar. Bu sebeple İsa’nın doğumu, Hristiyan inancına göre Tanrı’nın yeryüzünde göründüğü gün anlamına gelmesi sebebiyle önemli bir gündür ve uzun yıllardır kutlanmaktadır.

Roma İmparatorluğu’nda İsa’ın doğumu anısına kutlanan bayramlarla ilgili en eski tarih olarak, 325 ve 336 tarihleri söz konusu edilmektedir. Buna göre Noel bayramı İmparator Büyük Konstantin’in saltanatının sonundan itibaren kutlanmaya başlanmıştır. 354yılında Papa Liberius 24 Aralık’ı 25 Aralık’a bağlayan geceyi İsa’nın doğum günü yıldönümü olarak ilan etmiştir. Aralarında Ermeniler’in de olduğu Doğu Hristiyanları ise 6 Ocak tarihini üçüncü yüzyıldan itibaren İsa’nın doğumu olarak kutlamaya başlamıştır.

  • Rum Ortodoks Kilisesi Mensupları: Rumlar Noel’i 25 Aralık tarihinde kutlarlar. Tebrik şekli: Kala Hristuyenna! (Mesih’in doğumu kutlu olsun) Καλά Χριστούγεννα veya Mutlu Noeller!.
  • Süryani Kilisesi Mensupları: Süryaniler Noel’i 25 Aralık tarihinde kutlarlar. Tebrik şekli: Mutlu Noeller!
  • Katolik Kilisesi Mensupları: Levantenler Noel’i 25 Aralık tarihinde kutlarlar. Tebrik şekli: Mutlu Noeller!

Türkiye Ermenilerinin Noel Gelenekleri

Türkiye Ermenileri Noel’i Surp Dzınunt (Kutsal Doğuş) olarak adlandırırlar ve 6 Ocak tarihinde kutlarlar. Surp Dzınunt yortusuna hazırlık Ermeni Kilisesi’nde yedi hafta sürer ve bu hazırlık dönemine Hisnag (elli günlük dönem) adı verilir. Hisnag’in birinci, dördüncü ve yedinci haftaları kilise üyelerine vejeteryen perhiz salık verilir. Her Cumartesi günbatımında dualar ve ilahiler eşliğinde mor renkli yeni bir mum yakılır.

Noel yortusuna hazırlık dönemi içerisinde gerçekleşen yılbaşı gecesi aileler ile birlikte geçirilir. Kilisede yıl sonu şükran duasına gidilir ve akşam aile üyeleri, akraba ve dostlarla bir araya gelinir. Yoksul, kimsesiz, dul, yetim, engelli tanıdıklar da unutulmaz, ve mümkünse akşam yemeğine davet edilirler. Surp Dzınunt perhizi olduğu için, sofrada özellikle deniz ürünlerinin ve vejeteryen yemeklerin yanısıra topik ve kuru yemiş bulundurulur. Ermeni geleneği olmasa da 1930’lardan beri sofralarda hindi yemeklerine sıkça rastlanır. Yılbaşı gecesi saat 23:58 sularında evdeki tüm ışıklar söndürülür ve hep birlikte Rab’bin Duası söylenerek Yeni Yıl’a girilir. Duadan hemen sonra evdeki tüm odaların ışıkları yakılır ve herkes birbirini kucaklar, yeni yıl dilekleri sunulur, çocuklar hediyelerle sevindirilir, anuşabur (bir tür aşure) yenilir. Yılbaşı’nda İstanbul Ermenileri’ne özgün gelenekler de devam ettirilir ve bereketi simgeleyen nar dükkanların eşiklerinde patlatılır, ya da bürolarda masaların üzerine yerleştirilir. En az bir ayazma ziyareti de bu dönemin adetleri arasındadır.

Cırakaluyts denilen Surp Dzınunt arefesinde (5 Ocak), yedi mor mum hep bir arada yakılır. Kiliselerde gün batımına doğru başlayan ayinden sonra aileler yılbaşı gecesinde olduğu gibi toplanır. Perhiz olduğu için et yenilmez, daha çok deniz ürünleri tüketilir.

6 Ocak Noel (Surp Dzınunt) günü, saat 10-12 arası kiliselerde düzenlenen ayine katılınır. Kumkapı’daki tarihi Patriklik binasından Merkez Kilise’ye saat 10:00’da dini geçit düzenlenir. Öğleden sonra Patrikhane’de isteyen herkesin katıldığı bayramlaşma kabulü yapılır. Daha sonra akşam geç vakitlere kadar yakın ve uzak akrabalar ziyaret edilir, gün bayramlaşmayla geçer. Noel’in ikinci günü, 7 Ocak’ta kabir ziyaretleri yapılır, aileler ölmüşlerinin ruhlarına dua okur ve yakınlarının mezarlarını ziyaret eder.Ermeni Patrikliği Kilise Bülteni

Noel ve Yılbaşı

Miladi takvim başlangıcı olan yeniyıl (yılbaşı) kutlamaları ile Noel kutlamaları tarihlerinin yakın olması sebebiyle sıkça karıştırılır. Noel kutlamalarının temelinde İsa’ın doğumunu kutlama geleneği yatmaktadır. Yeniyıl kutlamalarının geçmişi ise Eski Romalıların 1 Ocak’ta yaptıkları yeniyıl kutlamalarına dayanmaktadır. 31 Aralık’ı 1 Ocak’a bağlayan gece kutlanan yeniyıl ile Noel şenlikleri temelde birbirinden farklı olmakla birlikte, adet ve gelenekler açısından Hristiyanlar arasında karışmış vaziyettedir.

Türkiye’de Noel kutlamaları Hristiyan nüfusun çok az olması nedeniyle kamuoyunda hissedilmemekte ancak yeni yıl 31 Aralık’ı 1 Ocak’a bağlayan gece büyük bir kitle tarafından kutlanmaktadır. Bu nedenle yeniyılın ilk günü, 1 Ocak, tüm Türkiye’de resmi tatildir.

Noel kutlamalarına eski kültürlerdeki Pagan ve putperest adet ve gelenekler oldukça etki etmiş, bu adetler zamanla Hristiyanlığın uygulama alanlarına dahil edilmiştir. Hristiyan olmayan toplumlarda ve bölgelerde bu adet ve gelenekler “yılbaşı kutlamaları” adı altında yayılmıştır.

Noel Baba

Noel Baba (Santa Claus), özellikle Hristiyan dünyasında Noel kutlamalarının en önemli figürlerinden biridir.

Hristiyan inanışına göre; M.S. 4. yüzyılda Anadolu’da Myra (bugünkü Demre-Antalya) yöresinde yaşamış olan Aziz Nikolaos adındaki Hristiyan azizi, Roma İmparatoru Büyük Konstantin’in rüyasına girdi ve idama mahkum edilen 3 subayı kurtardı. Bu olaydan sonra ünü gittikçe yayılan Nikolaos, zamanla Rusya ve Yunanistan gibi ülkelerin hayır kurumlarının, loncaların, çocukların, denizcilerin ve bazı şehirlerin koruyucu azizi olarak benimsendi. Çocuklara özel armağanlar getirdiğine inanılan ve Noel Baba olarak anılmaya başlanılan Aziz Nikolaos efsanevi bir kişiliğe büründü.

Aziz Nikolaos’un Noel Baba haline sokulması ilk önce Almanya’da görüldü. Bu efsanevi gelenek zamanla Protestan kiliselerin çoğunlukta olduğu Avrupa ülkelerinde yayıldı. Sonra ABD’nin New York şehrine gelip yerleşen Hollanda’lı Protestanların Aziz Nikolaos’u iyilik sever bir kimse olarak anmaları da çok sevilmesine yol açtı. Ayrıca ABD ve İngiltere’de kutlanan çocuk bayramlarında da yer verilmeye başlandı. Geleneksel aile ve çocuk bayramı olarak kutlanan Noel yortusunun koruyucusu olarak kabul edildi.

Noel Baba’nın şişman, neşeli, kırmızı ve beyaz piskoposluk giysileri içindeki tasvirleri Amerikalılar tarafından gündeme getirildi. Noel Baba olarak bilinen Aziz Nikolaos’un bazen yalnız, bazen yardımcısıyla ata binerek, bazen de sekiz Ren geyiğinin çektiği arabasıyla evlerin damlarında dolaştığı efsanesi yaygınlaştı.

İnanışa göre sırtında içi hediye dolu bir heybeyle dolaşan Noel Baba evlere bacadan girer ve armağanlarını uslu çocukların ayakkabılarının ya da şöminede asılı çoraplarının içine koyar. Noel Baba, “yaşayan” bir folklorik olaydır.

Noel Ağacı

Noel şenlikleri sırasında ışık ve süslerle donatılan ağaca denilmektedir. Günümüzde Noel ağacının Pagan geleneklerinden gelen bir ritüel olduğu bilinmektedir.

Yaprak dökmeyen ağaçları ve çelenkleri ölümsüz yaşamın simgesi olarak kullanmak, eski Mısırlıların, Çinlilerin ve Yahudilerin ortak bir geleneği idi. Avrupalı putperestler arasında yaygın olan ağaca tapınma, Hristiyanlığı benimsemelerinden sonra, İskandinavyalıların şeytanı korkutup kaçırmak ve Noel zamanında kuşlar için bir ağaç hazırlamak üzere ev ve ambarlarını yılbaşında ağaçlarla donatma geleneği biçiminde sürdü. Almanya’da da kış ortasına rastlayan tatillerde evin girişine ya da içine bir Yule (yeni yıl) ağacı konuyordu.

Günümüzdeki Noel ağacının Almanya’nın batısından kaynaklandığı düşünülmektedir. Ortaçağda Adem ve Havva’yı canlandıran bir oyunun ana dekoru, cennet bahçesini temsil eden ve üzerinde elmaların bulunduğu bir çam ağacıydı. Adem ve Havva yortusunda (24 Aralık) Almanlar evlerine böyle bir cennet ağacı dikerler, üzerine Komünyon’daki kutsanmış ekmeği simgeleyen ince, hamursuz ekmek parçaları asarlardı; bunların yerini daha sonra değişik biçimlerdeki çörekler aldı. Ayrıca bazı yerlerde İsa’yı simgeleyen mumlar eklendi. Noel mevsiminde ağaçla aynı odada Noel piramidi de bulunurdu. 16. yüzyılda Noel piramidi ve cennet ağacı birleşerek Noel ağacını oluşturdu.

İngiltere’ye 19. yüzyıl başlarında ulaşan Noel ağacı, Kraliçe Victoria’nın eşi Alman Prens Albert’in desteği ile bu yüzyılın ortalarında yaygınlaştı. O dönemde Noel ağaçları, dallarına kurdela ve kağıt zincirlerle asılmış mum, şekerleme ve keklerle süsleniyordu. Göçmen Almanların Kuzey Amerika’ya 17. yüzyılda götürdükleri Noel ağacı, 19. yüzyılda moda oldu. Gelenek Avusturya, İsviçre, Polonya ve Hollanda’da da yaygındı. Japonya ve Çin’e 19. ve 20. yüzyılda Amerikalı misyonerlerin tanıttığı Noel ağaçları ince işlenmiş kağıt süslerle donatılımaya başlandı.

Ekonomi ve Noel

Noel sezonu, tipik olarak birçok ülkede ekonominin canlandığı bir dönemdir. Satışlar neredeyse tüm perakende sektörlerde dramatik olarak artar. Noel’de satış yerleri hediyelik eşya ve dekorasyon malzemelerine ağırlık verdiği gibi yeni ürünleri de müşterilerle tanıştırır. ABD’de bu sezonun adı ‘Noel alışveriş mevsimi’ olarak geçer ve genellikle sezonun açılışı, ABD’de her yıl kasım ayının dördüncü Perşembe günü kutlanan Şükran Gününün ertesi günü olan Cuma günü olarak kabul edilir. Bir çok Amerikalı alışveriş sezonunun başladığı bu Cuma gününü tarihe ironik bir gönderme olarak Kara Cuma olarak adlandırır.

İngiltere ve Galler’de küçük işletmeleri korumak maksadıyla, 2004 Noel Ticaret Yasası kapsamında, Noel’de bütün büyük dükkanlara ticaret yasağı getirilmiştir. İskoçya da, buna benzer bir yasamayı planlamaktadır. Film stüdyoları, Noel tatil mevsiminde birçok yüksek bütçeli filmi gösterime sürer.

Noel sezonunda ekonomideki bu canlanmaya rağmen ekonomistlerin çoğu, mikroekonomik konsept kapsamında Noel’de hediye alışverişi yüzünden ekonominin verim kaybına uğradığına inanırlar. Bu kayıp, hediye veren kimsenin aldığı ürüne ödediği para ile hediye alıcısının, o madde için ödemek isteyebileceği para arasındaki farkla hesaplanır. 2001 Noel’inde, ABD’de 4 milyar dolarlık bir ekonomik verim kaybı olduğu tahmin edilmektedir. Bu analiz, hesaplamayı güçleştiren faktörlerden dolayı, bazı kaynaklarda günümüz mikroekonomik teorisinin kusurları arasında sayılır.

Noel’in Ticarîleşmesi

Noel’in ekonomik yönünün 1800’lerden bu yana gittikçe artması Noel’in ticaretleşmesine yönelik kaygıları arttırmaktadır. 1822 yılında yazılan “Aziz Nicholas’tan bir ziyaret” isimli şiir geleneksel hediye alıp vermeyi ve Noel alışverişini popüler hale getirmişti. Harriet Beecher Stowe, 1850 yılında yazdığı “New England’daki ilk Noel” isimli kitabında, Noel’in gerçek anlamının, alışveriş cümbüşü içinde kaybolmasından şikayet eden bir karakteri yazdı.

Noel’in ekonomi üzerine etkisi 1930’lu yıllarda dönemin ABD başkanı Franklin D. Roosevelt’in Noel alışveriş mevsimini uzatmak, satışları arttırmak ve büyük bunalım sırasında duraklayan ekonomiyi canlandırmak için Şükran Gününün tarihini değiştirmesiyle daha da güçlendi. Bu hareketi protesto etmek maksadıyla Hrıstıyanlığın dini liderleri 1931’de New York’ta toplanarak, gittikçe artan Noel’in ticaretleşmesiyle ilgili tehlikelere dikkat çeken Noel vaazları verdiler.

1958’de Stan Freberg ve Daws Butler taşlama sanatının hicivlerini kullanarak radyo için “Yeşil Noel” (Green Chri$tma$) isimli bir ses tiyatrosu kaydettiler. Eserin, tartışmaya yol açan doğası yüzünden, 1983′e kadar hiçbir ticari gösterimi yapılmadı.

ABD’de Noel’in, gerçek kutlama maksadının dışına çıktığına dair kaygıların gün geçtikçe arttığı gözlemlenmektedir. Bu konuda New York yazarlarından Gabriel Calderon “Çocuklar, Noel Baba’yı İsa’dan daha önemli görüyor” görüşünü sıkça gündeme getirmektedir.

Sosyal hayatta Noel

Birçok ülkede, iş dünyasında, okullarda, ve toplumsal hayatta Noel partileri verilmektedir. Bu partilerin çoğu dinsel amaçlı değildirler.

Dini Noel törenleri ve adetleri arasında İsa’nın doğum hikayesinin anlatılması ya da canlandırılması, dini grupların, çevre evlere ziyarete gidip Noel şarkıları söylemeleri, gönüllülerin yardım parası toplaması ve kiliseler için çalışmaları sayılabilir.

Noel günü veya Noel arifesinde, her ülkede veya kültürde kendine özgün özel bir yemek ya da şölen hazırlanır. Bazı bölgelerde, özellikle Doğu Avrupa’da, bu aile şölenlerinden önce bir süre oruç tutulur. Noel’de ziyaretçilere şekerleme ikram etmek veya hoş sürprizler yapmak birçok ülkede Noel kutlamasının bir parçasıdır.

İnsanların ailelerine ve arkadaşlarına “Mutlu Noeller” ifadesi içeren kartlar yollamaları Noel’de çokca rastlanan adetlerdendir. Hristiyan olmayanlar veya Noel’i kutlamayanlar arasında “Mutlu Tatiller” mesajları bu tatil döneminde daha yaygınca kullanılmaktadır.

May
30

Mecidiye, (Romence: Medgidia) Romanya’nın Dobruca bölgesi, Köstence ilinde bulunan, 43.800 kişilik nüfuslu (2003) olan bir şehir.

Karasu vadisi üzerinde 1860 kuruluş tarihi 2 Eylül 1856 olarak verilmekte, Sultan Abdülmecit kuruluş ile ilgili fermanını bu tarihte yayınlatmış, belediye 150. kuruluş yılı kutlamalarında Sultan Abdülmecit’i fahri hemşehri ilan etti yıllarında kurulan şehir, ismini kurucusu olan Osmanlı sultanı Abdülmecit’ten almaktadır.

Köstence - Boğazköy (Cernavoda) - Bükreş demiryolu ve Tuna - Karadeniz kanalı Mecidiye’den geçiyor.

Bolgede cok ciddi üzüm bağlari olup onemli bir şarap uretim merkezidir.

Şehirde yaşayanların çoğunluk Türk - Kırım Tatar nüfusu varlığını devam ettirmektedir.

May
29

Yıldönümü, Rubik Küpü

posted by admin in Uncategorized Comments Off

Türkiye’de piyasaya sunulduğu adıyla Sabır Küpü, Zeka Küpü ya da özgün adıyla Rubik Küpü (Rubik’s Cube), 1974 yılında Macar heykeltıraş ve mimar Ernõ Rubik tarafından icat edilen mekanik bir bulmacadır. Bu plastik küp başlıca dört şekilde piyasaya sürülmüştür: 2×2×2′lik Pocket Cube (Cep Küpü), 3×3×3′lük standart küp, 4×4×4′lük Rubik’s Revenge (Rubik’in Öcü), 5×5×5′lik Professor’s Cube (Profesör Küpü). 6×6×6 ve 7×7×7′lik küpler hâlihazırda üretilmektedir.http://www.olympicube.com/

“Sabır Küpü” diye bilinen 3×3×3′lük modelin her yüzünde 9 kare olmak üzere alanı toplam 54 kare, hacmi de 26 birim küptür (ortadaki görünmeyen küpü saymazsak). Yüzeyindeki kareler genel olarak altı farklı renk ile etiketlendirilmiştir. Bulmaca çözüldüğünde küpün her yüzü tek renkten oluşur. 3×3×3′lük özgün modelin yirmi beşinci yıldönümü, 2005 yılında, beyaz yüzün ortasında bulunan etiketin, “Rubik’s Cube 1980-2005″ yazılı logoyu taşıyan parlak bir etiketle değiştirildiği özel serinin satışa çıkarılmasıyla kutlandı.

Yaratıcısı tarafından ilk olarak “Sihirli Küp” adı verilen bulmacaya 1980 yılında “Rubik’s Cube” adı verildi ve aynı yılın Mayıs ayında tüm dünyaya dağıtıma başlandı. 300 milyon adetle dünya üzerinde en çok satılan oyuncak olduğu söylenir.Ray Marshall, Squaring up to the Rubik challenge. icNewcastle. 15 Ağustos 2005’te girildi.

Tasarım ve gelişim

Sihirli küp, geometri ile ve üç boyutlu şekillerle ilgilenen Macar heykeltıraş ve mimarlık profesörü Ernő Rubik tarafından 1974 yılında icat edilmiştir. 1975 yılında HU170062 numaralı Macar patentini alan Rubik uluslararası patent için başvuruda bulunmamıştır. İlk deneme üretimi 1977’nin sonlarına doğru yapılmış ve Budapeşte’de oyuncakçılara dağıtılmıştır.

Macaristan’da popülerliği artan küp ile Batılı bilimadamları da ilgilenmeye başladı. 1979 yılında “Ideal Toys” ile uluslararası pazara çıkarılması konusunda anlaşmaya varıldı. 1980’lerin başlarında Londra, New York, Nürnberg ve Paris’te yapılan oyuncak fuarlarında uluslararası sahneye çıkarıldı.

Kısa süre için üretimine ara verilerek, Batı dünyasının güvenlik ve paketleme yönetmeliklerine uyumu sağlandı. Ideal Toys, hafifletilen küpe yeni bir isim koymaya karar verdi. “Gordiyon düğümü” ve “İnka altını” isimleri düşünüldükten sonra “Rubik’s Cube” (Rubik’in Küpü) adında karar kılındı ve ilk parti Macaristan’dan 1980 Mayısı’nda ihraç edildi.
Başlangıçta ortaya çıkan arz yetersizliği nedeniyle kısa sürede birçok ucuz taklit ortaya çıktı. 1984 yılında Ideal Toys Larry Nichols’ın US3655201 no.lu patentine karşı açtığı davayı kaybetti. Japonya’da ise Sabır Küpü için patent alma prosedürü işlerken Terutoshi Ishigi benzer bir mekanizma için JP55‒8192 no.lu Japon patentini aldı. Ishigi’nin bağımsız olarak aynı icadı yaptığı kabul edilir. http://cubeman.org/cchrono.txt http://inventors.about.com/library/weekly/aa040497.htm

Popülerlik

1980’den 1982’ye kadar yüz milyonun üzerinde Küp satıldı. http://www.rubiks.com/lvl3/index_lvl3.cfm?lan=eng&lvl1=inform&lvl2=medrel&lvl3=cubfct 1980 ve 1981 yıılarında Britanya Oyuncak Perakendecilerince verilen Yılın Oyuncağı ödülünü kazandı. Sabır Küpü piyasaya çıktıktan kısa süre sonra benzer birçok oyuncak hem Rubik hem de başkaları tarafından piyasaya sürülmüştür. Bunların arasında 4×4×4 , 2×2×2 ve 5×5×5 tipleri ile birlikte Piramit adı verilen dörtyüzlü tipi de bulunmaktadır.

2005 Mayıs ayında Yunan Panagiotis Verdes, 6×6×6’lık Sabır Küpünü çözdü ve 23 Mayıs 2006’da Sabır Küpü çözme konusunda dünya şampiyonluğu olan Frank Morris bu yeni küpü denedi. Daha önce 3×3×3’ü 15 saniyede, 4×4×4’ü 1 dakika 10 saniyede, ve 5×5×5’i 2 dakikada çözen Morris, 6×6×6’yı 5 dakika 37 saniyede çözdü. Temmuz 2006’da Verdes başarılı bir şekilde 7×7x7’lik küpü de çözdü ve Frank Morris’in bu küpü denerken çekilen video görüntüsü 27 Ekim 2006’da İnternet üzerinde yayımlandı.http://www.olympicube.com

1994′de, Melinda Green, Don Hatch ve Jay Berkenilt; Java ile “MagicCube4D” olarak adlandırdıkları 3×3×3×3′lü 4 boyutlu Rubik Küpü modeli yarattılar. Bu şekilde çok daha fazla olası durumun olması sebebiyle 2007 Ocak ayına kadar sadece 55 kişi bu küpü çözebildi.Magic Cube 4D 2006 yılında ise Roice Nelson ve Charlie Nevill bu kez 3×3×3×3×3′lü ve 5 boyutlu bir küp yarattılar. Ocak 2007′ye kadar bu küpü yalnızca 7 kişi çözebildi.MagicCube5D

1981’de İngiltere’den on iki yaşındaki Patrick Bossert You Can Do the Cube (Küpü Siz de Yapabilirsiniz) ISBN 0-14-031483-0) adındaki kendi çözüm kitabını yayımladı. Bu kitap on yedi baskıyla dünya üzerinde 1,5 milyon adet satıldı ve hem The Times’ın hem de The New York Times’ın en çok satan kitaplar listesine girdi.

Bulmacanın en çok ilgi topladığı dönemlerde renkli etiketler de satışa sunulmuştu. Böylece küpü çözemeyip düş kırıklığına uğrayan ya da sabırsız küp sahipleri, sabır küplerini ilk hâline getirebiliyordu.Tim Walsh: “Timeless Toys: Classic Toys And the Playmakers Who Created Them” adlı kitabı, p233 ISBN 10: 0-7407-5571-4

Rubik Küpü, pek çok dilde bu isimle anılmaktadır. Ancak bazı dillerde farklı şekilde bilinmektedir. Macarca’da “Sihir Küpü” (Bűvös kocka), İbranice’de “Macar Küpü” gibi isimlerle anılır.

Çalışma sistemi

Standart küpün her kenarı yaklaşık 5,7 cm’dir. Bulmaca yüzeyindeki yirmi altı küpçükten oluşur. Ancak her yüzün orta küpçüğü aslında merkez mekanizmaya bağlı kare bir yüzeyden ibarettir. Bu mekanizma diğer parçaların girebileceği ve hareket edebileceği temeli oluşturur. Yani küp aslında kesişen üç eksende altı orta kareyi tutan bir merkez parça ve bu merkez parçanın üzerine takılan ve üzerinde dönebilen yirmi küçük plastik parçadan oluşmaktadır. Küpü kolayca parçalarına ayırmak mümkündür. Bunun için genellikle bir kenarı 45° açıyla döndürüp, köşedeki küpçüğü hafifçe zorlayarak orta küpçükten ayırmak yeterli olmaktadır. Ancak dikkat edilmezse köşe küpçüğü zorlarken ortadaki mekanizma da kırılabilir. Yani Küpü parçalarına ayırıp sonra tekrar birleştirerek çözmek basit bir işlemdir ama asıl amaç bu değildir.

İki tarafında farklı renk olan on iki kenar parça ve üç tarafında farklı renk olan sekiz köşe parça vardır. Her parçanın kendine özgü bir renk kombinasyonu vardır ama tüm olası kombinasyonlar mevcut değildir. Örneğin eğer beyaz ve sarı renkler karşıt yüzlerde ise hem beyaz hem de sarı renk içeren köşe parça yoktur. Bu küpçüklerin birbirlerine olan görece konumlarını değiştirmek için Küpün dış üçte bir bölümünü 90°, 180° ya da 270° çevirmek yeterli olur. Ancak bulmacanın çözülmüş hâlinde, renkli yüzlerin birbirlerine göre konumları sabittir.

Son zamanlardaki küplerde renkler şöyle dağılmıştır: Kırmızı karşısında turuncu, sarı karşısında beyaz ve yeşil karşısında mavi. Ancak sarı karşısında yeşil ve mavi karşısında beyaz olan farklı kombinasyonlara da rastlanır.

Permütasyonlar

Normal (3×3x3)’lük sabır küpü (8! × 38−1) × (12! × 212−1)/2 = 43.252.003.274.489.856.000 farklı konuma ya da matematik dili ile permütasyona sahiptir. Bu sayı (~4.3 × 1019) olarak da yazılabilir ve 43 kentilyon olarak okunur. Ancak bu sayının herkes tarafından tam olarak anlaşılamayacağı düşünüldüğünden reklamlarda kübün yalnızca “trilyon” kadar konumu olacağı söylenmiştir. Bu kadar fazla konumu olsa da küpler yirmi dokuz ya da daha az hareketle çözülebilir.

Aslında Küpü oluşturan parçalar (8! × 38) × (12! × 212) = 519.024.039.293.878.272.000 (yaklaşık 519 kentilyon) kadar farklı konuma getirilebilir ama bunun yalnızca on ikide biri (1/12) ulaşılabilir konumdur. Çünkü tek bir kenarı değiştirebilecek ya da tek bir köşeyi döndürebilecek hareket sırası mümkün değildir. Bu nedenle ancak küpü söküp tekrar birleştirerek ulaşılabilecek on iki olası konum kümesinden ya da “evren”inden sözedilebilir.

Orta yüzler

Özgün ve hâlâ resmî Rubik Küpü’nde orta yüzlerde herhangi bir işaret yoktur. Bu nedenle ortada bulunan küpçüklerin de bağımsız olarak dönebileceği gerçeği açık olarak görülememektedir. Eğer isterseniz, kübün orta yüzündeki etiketin her kenarını karşısındaki renkte yazan bir kalemle işaretleyebilirsiniz. Lo Shu sihirli karesi gibi bazı küpler orta yüzleri de işaretlenmiş olarak üretilmektedir. Dolayısıyla küpü çözerken orta yüzlerdeki işaretleri de doğru çözebilmek oyuna ek bir zorluk getirmektedir.

Rubik Küpü’nün orta yüzlerine işaret koymak ayırt edilebilir konumların sayısını artırdığı için permütasyonları da artırır. Orta yüzlerin işaretlerini dikkate almadan küp çözüldüğünde her zaman için çift sayıda orta yüz, çeyrek tur döndürülmek zorunda olacaktır. Dolayısıyla orta yüzler için 46/2 = 2.048 olası konum bulunmaktadır ki bu da küpün toplam permütasyon sayısını 43.252.003.274.489.856.000 ‘den 88.580.102.706.155.225.088.000 ‘e çıkarmaktadır.

Çözümler

Birbirinden bağımsız olarak Rubik Küpünün birçok çözüm yöntemi bulunmuştur. En popüler yöntem David Singmaster tarafından geliştirilmiş ve 1980 yılında Notes on Rubik’s Magic Cube (Rubik Sihirli Küpü Üzerine Notlar) adlı kitapta yayımlanmıştır.Notes on Rubik’s Magic Cube (Rubik Sihirli Küpü Üzerine Notlar) Bu çözümde küp seviye seviye çözülüyordu. Önce üst seviye, sonra orta, en sonra da alt seviye çözülüyordu. Diğer çözümler, “önce köşeler” yöntemi ile birlikte birçok farklı yöntemin kombinasyonundan oluşuyordu.

Rubik Küpünü olabildiğince hızlı çözebilmek için hızlı küp çözüm yöntemleri de geliştirildi. En yaygın hızlı küp çözüm yöntemi Jessica Fridrich tarafından geliştirilmiştir. Fridrich Çözme yöntemi - Fridrich’s system for solving Rubik’s cubeBilinen bir başka yöntem de Lars Petrus tarafından geliştirilmiştir.Petrus Yöntemi

Çözümler genel olarak bir algoritmadan oluşur. Bu algoritmalar da belirli bir amaca yönelik yapılan döndürme hareketleridir. Örneğin bir algoritma diğer tüm küpçükleri yerinde bırakırken yalnızca üç köşe küpçüğün yerini değiştirir. Bu algoritmalar bulmacanın o andaki hâline göre belirlenmiş bir sırayla uygulanır.

Hareket gösterim sistemi

3×3×3 ‘lük Rubik Küpü çözüm kitapçıklarının çoğu David Singmaster tarafından geliştirilen gösterim sistemini kullanarak hareket algoritmalarını tanımlar. Bu sisteme genel olarak “Küp gösterimi” ya da “Singmaster gösterimi” denir. Göreceli olan tanımlama nedeniyle herhangi bir küp için kullanılabilir.

  • F (Front-Ön): Size bakan yüz
  • B (Back-Arka): Ön yüzün arkasında kalan yüz
  • U (Up-Üst): Ön yüzün üstünde kalan yüz
  • D (Down-Alt): Üst yüzün karşısında ya da ön yüzün altında kalan yüz
  • L (Left-Sol): Ön yüzün solundaki yüz
  • R (Right-Sağ): Ön yüzün sağındaki yüz

Bir harfin arkasından kesme işareti geldiğinde o yüzün saat yönünün tersine çeyrek tur döndürüleceği anlamına gelir. Kesme işareti olmadan kullanılan harf ise saat yönünde çeyrek tur döndürülmesi için kullanılır. Bir harfin arkasından 2 kullanıldığında (genelde üst simge olarak yazılır) o yüzün yarım tur döndürülmesi anlamına gelir ve döndürme yönünün bir önemi yoktur.

Az kullanılan hareketlerin arasında küpün üçte ikisini ya da tamamını döndürmek için kullanılan gösterim yer alır. x, y, ve z harfleri, küpün gösterilen eksenlerinden biri etrafında tamamen döndürülmesi için kullanılır. X ekseni sol ve sağ yüzleri dik olarak kesen çizgidir. Y ekseni üst ve alt yüzlerden, Z ekseni de ön ve arka yüzlerden geçen çizgidir.

f, b, u, d, l, ve r olarak kullanılan küçük harfler sözü edilen yüzün ilk iki seviyesini hareket ettirmek için kullanılır. Ayrıca M, E, ve S içeride kalan kısmın hareketi için kullanılır. M harfi, L ve R arasında kalan kısmın aşağı hareketi için, E harfi U ve D arasında kalan kısmın sağa hareketi için ve S harfi de F ve B arasında kalan kısmın saat yönünde döndürülmesi için kullanılır.

Örnek olarak üst kısımdaki üç köşe küpçüğü diğer parçaların yerine değiştirmeden hareket ettirmek için kullanılan F2U’R'LF2RL’U'F2 algoritması şöyle okunur:

  1. Ön yüzü 180 derece çevir
  2. Üst yüzü saat yönünün aksine 90 derece çevir
  3. Sağ yüzü saat yönünün aksine 90 derece çevir
  4. Sol yüzü saat yönünde 90 derece çevir
  5. Ön yüzü 180 derece çevir
  6. Sağ yüzü saat yönünde 90 derece çevir
  7. Sol yüzü saat yönünün aksine 90 derece çevir
  8. Üst yüzü saat yönünün aksine 90 derece çevir
  9. Son olarak ön yüzü 180 derece çevir.

Yeni başlayanları yıldırmamak için bu gösterim sisteminin yanısıra algoritma açıklayıcı resimler ve çevrimiçi çözümlerde de animasyonlar verilmektedir. Yukarıdaki algoritmanın animasyonunu buradan görebilirsiniz.

Yarışmalar

Rubik Küpünü en kısa sürede kimin çözebileceğini görmek üzere birçok yarışma düzenlenmiştir.

İlk Dünya şampiyonası 5 Haziran 1982’de Budapeşte’de düzenlendi. Yarışmayı, Los Angeles, ABD’den katılan Vietnamlı öğrenci Minh Thai 22,95 saniyelik bir süreyle kazanmıştır.

Birçok kişi tarafından daha kısa sürelere ulaşılmış olsa da zamanlama ve yarışma kurallarına uygun olarak kaydedilmediklerinden resmî olarak tanınmamışlardır. Yalnızca Dünya Küp Derneği (‘’World Cube Association’’ - WCA) tarafından düzenlenen yarışmalarda kırılan rekorlar kaydedilmektedir.

2004 yılında WCA Stackmat zamanlayıcısı adı verilen özel bir alet ile birlikte yeni kurallar belirlenmiştir.

Fransız Edouard Chambon, 24 - 25 Şubat 2007 günleri Belçika’da düzenlenen yarışmada 10.36 saniye ile rekoru elinde bulundurmaktadır. Resmî dünya rekoru ise beş küpün derecelerinin ortada kalan üçünün ortalaması olan 11.76 saniyedir ve 7 Ocak 2007 tarihinde Seul, Güney Kore’de Yu Jeong-Min tarafından kırılmıştır.worldcubeassociation.org/. 21 Ocak 2007′de erişildi. Bu rekor Dünya Küp Derneği, tarafından tanınmıştır.

Alternatif yarışmalar

Yukarıdakilere ek olarak küpü değişik durumlarda çözebilmeye yönelik resmî olmayan yarışmalar da bulunmaktadır. Bu yarışmalar arasında şunlar sayılabilir:

  • Gözü kapalı çözmek
  • Kübün üzerindeki renkleri karıştırmak için özel olarak ışıklandırılmış odalarda çözmek
  • Su altında nefesini tutarak çözmek
  • Tek el kullanarak çözmek

Matematik ve bilimde Rubik Küpü

Matematiksel bir grubun somut bir örneği olması nedeniyle Rubik Küpü birçok matematikçi tarafından alâka görmüştür. Ek olarak Rubik Küpü ile parçacık fiziği arasındaki paralelliğe matematikçi Solomon W. Golomb tarafından dikkat çekilmiş ve bu çalışma Anthony E. Durham tarafından genişletilmiştir. Temel olarak köşe küpçüklerin saat yönünde ve saat yönünün tersine dönüşleri kuarkların ve antikuarkların elektrik yükleri ile (+⅔ ve −⅓ kuarklar için −⅔ ve +⅓ antikuarklar için) karşılaştırılabilir. Köşe dönüşlerin olası kombinasyonları ile kuark ve antikuarkların olası kombinasyonları arasında paralellik kurulabilir çünkü hem köşe dönüşlerin hem de kuark/antikuark yüklerinin toplamı tam sayı olmak zorundadır. İki ya da üç köşe dönüşleri çeşitli hadronlarla kıyaslansa da bu her zaman geçerli bir karşılaştırma olmamaktadır.

Çeşitleri

May
29

Lal Kitap, Birçok çizgiromanın yayıncısı bir kuruluş. Ayşe ve Bahadır Zaimoğlu tarafından kuruldu. Yayınladıkları çizgiromanlar;

  1. Conan
  2. Martin Mystere
  3. Karaoğlan
  4. Nathan Never
  5. Zagor
  6. Mister No
  7. Büyülü Rüzgar (Magico Vento)
May
29

Yıldönümü, Sabahattin Ali

posted by admin in Uncategorized Comments Off

Sabahattin Ali (25 Şubat 1907 - 2 Nisan 1948) Türk yazar.

Hayatı

25 Şubat 1907′de Eğridere’de doğmuştur. Babası piyade yüzbaşısı Ali Sabahattin Bey’in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısiyle, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit’in çeşitli okullarında tamamlamıştır (1921) Edremit’e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamamış ve aile çok zor günler geçirmiştir. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu’na giren Sabahattin Ali, beş yıl burada okumuş, daha sonra İstanbul Öğretmen Okulu’nda mezun olmuştur (1926). Bir yıl kadar Yozgat’ta ilkokul öğretmenliği yapmış, Millî Eğitim Bakanlığı’nın açtığı sınavı kazanarak Almanya’ya giderek iki yıl orada okumuştur (1928 - 1930). Yurda döndükten sonra Aydın ve Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yapmıştır.

Konya’da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk’ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932), bir yıla mahkum olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıldönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933). Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara’ya giden Sabahattin Ali Millî Eğitim Bakanlığı’na başvurarak yeniden göreve alınmasını istemiştir. Dönemin bakanı Hikmet Bayur’un “eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini” istemesi üzerine Varlık dergisinde “Benim Aşkım” adlı şiirini yayımlayarak (15 Ocak 1934) Atatürk’e bağlılığını göstermeye çalışmıştır. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü’ne alınmış, Ankara II. Ortaokul’da öğretmenlik yapmıştır. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1936′da askere alınmış, 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir’de tamamlamış, 10 Aralık 1938 de Musiki Muallim Mektebi’nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınmış, askerliğini yaptıktan sonra Ankara Devlet Konservatuarı’nda Almanca öğretmenliği yapmıştır (1941 - 1945).

“İçimizdeki Şeytan” romanı milliyetçi kesimde büyük tepki toplamıştır. Nihal Atsız’ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açmış, dava sırasında çok sıkıntı çekmiştir. 1944 yılında mahkemeyi kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamamıştır. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alınmış, İstanbul’a giderek gazetecilik yapmaya başlamıştır (1945). Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, iktidarın kışkırtmasıyla meydana gelen Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kalmış, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz’la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkarmıştır (1946 - 1947). Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaşmış, kapatılmış, yazılar hakkında kovuşturmalar açılmıştır. Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yatmış, karşılaştığı baskılardan bunalmıştır. Ali Baba dergisinde yayımladığı “Ne Zor Şeymiş” başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: “Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi”.

Bir başka dava nedeni ile 1948′de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Yurt dışına gidebilmek için pasaport almak istemiş, alamamıştır. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı da bulamayınca Bulgaristan’a kaçmaya karar vermiş, bu girişim sırasında sonradan Millî Emniyet’le bağlantısı olduğu anlaşılan Ali Ertekin adlı kaçakçılık da yapan birisi tarafından Bulgaristan sınırında öldürülmüştür (2 Nisan 1948). Sabahattin Ali’yi öldürdüğünü itiraf eden Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; aynı yıl çıkan aftan yararlanarak serbest kalmıştır. Ancak genel kanı, bu kişinin cinayeti işlemediği halde üstüne aldığı; dolayısıyla, cinayetin faili meçhul kaldığı yönündedir.

Bulgaristan’ın Eğridere (Ardino) kentinde, Sabahattin Ali’nin 100. doğum yılı kutlandı. 31 Mart 2007 günü gerçekleşen toplantıya, başta Bulgaristan Yazarlar Birliği Başkanı olmak üzere Sofya ve Bulgaristan’ın çeşitli kentlerinden Türk ve Bulgar yazarlar, şairler, okurlar ve Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali katıldı. Bütün eserleri 1950’li yıllardan beri Bulgaristan’daki tüm okullarda okutulduğundan, Sabahattin Ali bu ülkede çok tanınan bir yazardır.

Yazarlığı

Sabahattin Ali yazı yaşamına şiirle başlamış, hece vezniyle yazdığı ve halk şiirinin açık izleri görülen bu ürünlerini Balıkesir’de çıkan ve Orhan Şaik Gökyay tarafından yönetilen Çağlayan dergisinde yayımlamıştır (1926). Servet-i Fünun, Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde de yazan (1926 - 1928) Sabahattin Ali, bu arada öykü de yazmaya başlamış, ilk öyküsü “Bir Orman Hikayesi” Resimli Ay’da yayımlanmıştır (30 Eylül 1930). Toplumsal eğilimli bu öyküyü Nazım Hikmet, şu sözlerle okurlara sunmuştur: “Bu yazı bizde örneğine az tesadüf edilen cinsten bir eserdir. Köylü ruhiyatının bütün muhafazekâr ve ileri taraflarını, iptidaî sermaye terakümünü yapan sermayedarlığın inkişaf yolunda köylülüğü nasıl dağıttığını ve en nihayet, tabiatın deniz kadar muazzam bir unsuru olan ormanın muğlak, ihtiraslı hayatını, kımıldanışların zeki bir aydınlık içinde görüyoruz”.

Sabahattin Ali, af yasasından yararlanarak hapisten çıktıktan sonra, özellikle Varlık dergisinde yayımladığı “Kanal”, “Kırlangıçlar”, “Arap Hayri”, “Pazarcı”, “Kağnı” (1934 - 1936) gibi öyküleriyle dikkati çekmiştir. Sabahattin Ali Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırmıştır. Ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirmiş, aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirmiştir. 1937′de yayınlanan Kuyucaklı Yusuf romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir.

Sabahattin Ali’nin halk şiirinden esinlenerek yazılmış şiirlerini içeren Dağlar ve Rüzgâr (1934) adlı kitabı yazın çevrelerinde ilgi uyandırmış, örneğin Yaşar Nabi, Hakimiyeti Milliye’de şu övücü satırları yazmıştır: “Bu kitabın mümeyyiz vasfı halk edebiyatı tarzında bir deneme teşkil etmesidir. Sabahattin Ali’nin tecrübeli muvaffak neticeler vermiş. Ve bize, şiirleri doğrudan doğruya bir halk şairi elinden çıkmamış olduklarını hissetirmekle beraber, o tanıdığımız ve sevdiğimiz samimi edayı tattırabiliyor. Komplike imajlardan kaçınılmış olması, bu şiirlere büyük bir sadelik vermiş. Ancak, Sabahattin Ali, bu kitabından sonra şiirle ilgilenmemiş, sadece öykü ve roman yazmıştır. ‘Leylim Ley’, ‘Aldırma Gönül’ gibi halk dilinden yararlanarak yazdığı şiirler herkes tarafından bilinir.

Sabahattin Ali, Varlık’ta Esirler adlı üç perdelik bir oyunda tefrika etmiş (1936), ancak bu türü de bir daha denememiştir.

Yapıtları

Şiir:

  • Dağlar ve Rüzgâr (1934 - Yeni Eklerle 1943).

Bestelenen Şiirleri:

  • Leylim Ley (Zülfü Livaneli)
  • Aldırma Gönül Aldırma(Kerem Güney-Edip Akbayram)
  • Geçmiyor Günler Geçmiyor(Ahmet Kaya)
  • Çocuklar Gibi (Sezen Aksu)
  • Kız Kaçıran(Ahmet Kaya)
  • Karayazı(Ahmet Kaya)
  • Melankoli(Nükhet Duru)
  • Eskisi Gibi(Ben Yine Sana Vurgunum-Nükhet Duru)
  • Dağlar(Sezen Aksu)
  • Hapishane Şarkısı(Göklerde Kartal Gibiydim-E.Akbayram)

Öykü:

  • Değirmen (1935)
  • Kağnı (1936)
  • Ses (1937)
  • Kağnı - Ses (1943 - İki Kitap Birlikte)
  • Yeni Dünya (1943)
  • Sırça Köşk (1947).

Roman:

  • Kuyucaklı Yusuf (1937)
  • İçimizdeki Şeytan (1940)
  • Kürk Mantolu Madonna (1943).

Çeviri:

  • Tarihte Garip Vakalar, Max Memmerich (1941)
  • Antigone, Sofokles (1942)
  • Minna Von Barnhelm, Lessing (1943)
  • Üç Romantik Hikaye, H. Von Kleist - A.V. Chamisso - E.T.A. Hoffmann (1944)
  • Fontamara, Ignazio Silone (1944)
  • Gyges Ve Yüzüğü, Fr. Hebbel (1944)
  • Yüzbaşının Kızı, A.S. Puşkin (1944) (Erol Güney ile birlikte)